Üniversite hayatının “bambaşka” olduğunu etrafımızdan sıkça duyarız. Peki bu “bambaşka”nın içine neler girdiğine kısaca bir göz atalım. Üniversite hayatı yeni insanlarla birçok şeyi paylaşacağımız yeni bir yaşam biçimidir. Bu yeni yaşam biçimine yaklaştıkça ve içinde yer almaya başladıkça; heyecan, kaygı, gerginlik ve birçok duyguyu bir arada hissedebiliriz. Ekimin ilk haftalarına denk gelen bu zamanlarda artık hangi derslerin alınacağı, hangi dersliklerin kullanılacağı, hangi hocalardan dersler alınacağı çoğunlukla belirlenmiştir. Bununla beraber, üniversite hayatı çok yeni bir yaşantı olduğu için alışık olmadığımız bizim için yeni bir çok durumla karşılaşabiliriz. Yeni bir ortam, tanımadığımız kişiler, yeni hocalar, yeni dersler, belki yeni bir şehir ve alışık olmadığımız yeni bir hayat… Her şey yeni olduğu için kendinizi yabancı, farklı, tedirgin, yalnız, üzgün ve belki de öfkeli hissediyor olabilirsiniz. Yeni dönemlere alışma sürecinde karmaşık duyguları bir arada yaşıyor olmak oldukça doğaldır. Hisler ve tepkiler kişiden kişiye farklılık göstereceği için bu gibi durumlarda kendinizi başkasıyla kıyaslamanız da doğru olmaz.
Üniversite
yaşamı, hem kişisel hem de akademik gelişimleri ve mücadeleleri beraberinde
getirir. Daha öncesinde kişi, tanıdığı ve güvendiği ortamlarda yaşamını
sürdürürken o ortamın zorluklarıyla mücadele etmeyi öğrenmiştir. Şimdi yeni bir
ortamda olduğu için yeni bir mücadele içine girmiştir. Üniversite yaşamına
uyumun içine, yeni sorumluluklar, bireyselleşme ve karar verme gibi
yetkinliklerimizi geliştirmeyi öğrenmek ve hem kişisel hem ilişkisel yeni
beceriler kazanmak girmektedir. Alışma sürecinde, yeniliklere alışmanın zorluğu
kadar eski tanıdık ortamları ve alışkanlıkları geride bırakmanın getirdiği
zorluk da söz konusudur. Bu değişimlerle her birey farklı bir şekilde baş eder.
Kimileri hemen yeni durumlara uyum sağlarken, kiminin uyum sağlaması daha fazla
zaman alır. Kimileri akademik konulara (ders işleyişi, mekan kullanımına ve her
hocanın ayrı bir tarzı olması vs.) uyum sağlamakta zorlanırken, kimi de ilişki
problemleri (oda arkadaşıyla anlaşma, arkadaş edinme, ilişki kurma vs.)
yaşayabilir. Üniversite hayatıyla ilgili zorluklar özellikle evden ilk defa
ayrılmış, çok farklı kişilerle ilişki kurabileceği ortamlarda bulunmamış ve
üniversitede önceki hayatından tanıdığı olmayan kişilerde daha fazla
gözlemlenir. İlk günler geride kaldıkça yaşanan karmaşık hisler ve bilinmezlik
azalır, yerini daha olumlu duygulara bırakır.
Üniversite
hayatına başlamış kişinin bilmesi gereken belki de en önemli nokta, bu
zorlukları sadece kendisinin hissetmiyor olduğudur. Zorlanıyor olmak kişinin
yetersiz olduğu ya da başarısız olduğu anlamına gelmediği gibi, bu zorluklarla
baş edemeyeceği anlamına da gelmez. Üniversite çalışanları, bu sürecin zorlu
olduğunu bildikleri için öğrencilere destek olabilmek adına çeşitli çalışmalar
uygularlar. Ayrıca birçok üniversitenin bünyesinde öğrencilerin ücretsiz olarak
faydalanabileceği Psikolojik Danışmalık Birimleri bulunmaktadır. Öğrenciler bu
birimlere başvurarak, herhangi bir zorluğa ilişkin olabileceği gibi, uyum
sürecinde yaşadıkları zorluklara ilişkin de psikolojik destek talep
edebilirler. Bu gibi durumlarda profesyonel destek alıyor olmak ileride de benzer
durumlarla karşılaşıldığında baş etme konusunda kişiye kolaylık sağlayacaktır.
Son olarak,
üniversiteye uyum sürecinde zorluklar yaşanıyor olunsa da, bu bir süreçtir ve
bu süreç geçtikten sonra bizim için üniversite alıştığımız, bildiğimiz ve hatta
bağlandığımız bir yer olacaktır. Belki de hayatınızın en güzel zamanlarını
geçireceğiniz ve çok güzel ilişkiler geliştireceğiniz bu dönemi keyifle
yaşamanızı dilerim.

0 Yorumlar